Zeytinyağı, yüzyıllardır Akdeniz beslenme kültürünün temel taşlarından biri olarak kabul edilir. Ancak onu bu kadar özel kılan yalnızca lezzeti değil biyolojisindeki aktif bileşenlerdir. Bu bileşenlerin başında ise son yıllarda adını sıkça duyduğumuz güçlü bir antioksidan olan hidroksitirosol yer alır. Peki hidroksitirosol nedir, zeytinyağında ne kadar hidroksitirosol bulunur ve hücre sağlığıyla nasıl bir ilişkisi vardır?
Hidroksitirosol, zeytin ve zeytinyağında doğal olarak bulunan fenolik bir bileşiktir. Fenoller; bitkilerin kendilerini çevresel stres faktörlerine karşı korumak için ürettiği maddelerdir. Bitki tarafından sadece strese karşı üretilen bu maddeler insan sağlığı için de oldukça faydalıdır.
Bilimsel araştırmalara göre hidroksitirosol;
Bu özellikleri sayesinde, hidroksitirosol günümüzde “zeytinyağının gizli gücü” olarak tanımlanır.
Hidroksitirosol, zeytinin kendi yapısında bulunan oleuropein adlı bileşiğin parçalanmasıyla ortaya çıkar. Bu süreç özellikle erken hasat zeytinlerde, soğuk sıkım zeytinyağlarında ve rafine edilmemiş yani doğal sızma zeytinyağlarında daha yoğun şekilde gerçekleşir. Bu nedenle her zeytinyağı aynı miktarda hidroksitirosol içermez. Üretim yöntemi ve zeytinin kalitesi burada belirleyici faktördür.
Günlük yaşamda maruz kaldığımız stres, hava kirliliği, işlenmiş gıdalar ve çevresel faktörler hücrelerde oksidatif stres oluşturur. Bu durum, hücrelerin yapısının bozulmasına ve erken yaşlanmaya zemin hazırlar. İşte bu noktada hidroksitirosol devreye girer. En bilinen faydaları:
Hidroksitirosol, serbest radikalleri etkisiz hale getirerek hücre zarını ve DNA’yı oksidatif hasara karşı korumaya yardımcı olur.
Hidroksitirosolü bugün bir çok kremlerin içinde görmemizin sebebi hücre yenilenmesini sağlamasıdır. Antioksidan etki sayesinde hücrelerin kendini yenileme süreci daha sağlıklı ilerler.
Sentetik antioksidanların aksine, zeytinyağındaki hidroksitirosol vücutta daha dengeli ve biyouyumlu bir etki gösterir.
Hücreleri koruyucu etkisi ve yine aynı şekilde hücrelerin yenilenmesini sağladığı için hidroksitirosolü yaşlanma karşıtı doğal bileşenler arasında sayabiliriz. Zaten zeytinyağının kıymetini arttıran da biraz bu özelliğidir. Tüm zeytinyağlı kremlerde ve zeytinyağlı sabunlarda olduğu gibi. Hem yemeklerde tüketmek hem kremlerde kullanmak aynı şekilde hücrelerin genç kalmasını sağlıyor, bunu herkes deneyip kolaylıkla gözlemlemiştir. Şimdi düşünün zeytine ve zeytinyağına bu etkiyi kazandıran hidroksitirosolün en yoğun halini kullanmak kimbilir ne kadar etkilidir.
Bu konuda bilimsel çalışmalar hala devam ediyor olsa da kullanıcı tecrübelerinden ve geçmişten günümüze gelen kadim bilgilerden görüldüğü üzere evet zeytinyağı yaraların iyileşmesini hızlandırır. Ve bu etki muhtemelen hidroksitirosol sayesindedir. Ayrıca son zamanlarda hidroksitirosol içeren ürünlerin çeşitli kanser ilaçları ile birlikte kullanılmasının verdiği etkiler de araştırılmaya başlanmıştır. Bu konuda daha çok bilimsel araştırma yapılıp zeytinyağındaki bu mucizevi bileşenin sırlarını keşfetmelerini sabırsızlıkla bekliyoruz.
Bir zeytinyağının kalitesini belirleyen unsurların başında fenolik bileşen oranı gelir. Hidroksitirosol miktarı yüksek olan zeytinyağları genellikle daha yoğun aromaya sahiptir. Boğazda hafif yakıcılığa ve daha uzun raf ömrüne sahip olduğundan sağladığı fayda da diğer zeytinyağlarına göre oldukça fazladır.
Bu özellikler, doğal sıkım zeytinyağını yalnızca sağlık açısından değil, kalite açısından da yukarı taşıdığını gösterir.
Zeytinyağındaki hidroksitosolün insan sağlığına olan faydalarını saydık pekşi bu faydalar kullanım şekline göre değişir mi? En yoğun fayda için zeytinyağını ne şekilde tüketmek gerekir?
Hidroksitirosol ısıya karşı nispeten dayanıklı olsa da, en yüksek fayda için zeytinyağının çiğ veya düşük ısıda tüketilmesi önerilir. Bu bilgiler ışığında en iyi kullanım alanı salatalarda, kahvaltılıklarda, sebze yemeklerinde, soğuk mezelerde ve soğuk soslarda kullanılabilir. Bu şekilde zeytinyağındaki doğal fenoller korunur ve vücuda maksimum katkı sağlar.
Naturel zeytinyağının önemini biliyoruz değil mi? Bu artık herkesçe bilinen bir gerçek. Rafine edilmiş yağlar, yüksek ısı ve kimyasal işlemlerden geçtiğinde fenolik bileşenlerin büyük bir kısmını kaybeder. Natürel sızma zeytinyağı ise doğal fenol yapısını korur. Dolayısıyla Hidroksitirosol açısından daha zengindir. Ve tüm besin değerini olduğu gibi sunar. Bu nedenle sağlıklı bir beslenme planı oluşturmayı düşünenler yüksek hidroksitirosol kaynağı doğal sıkım zeytinyağlarını tercih etmelidir.
Hidroksitirosol için zeytinyağının sessiz kahramanı diyebiliriz. Hidroksitirosol, zeytinyağını yalnızca bir yağ olmaktan çıkarıp fonksiyonel bir besine dönüştüren en önemli bileşenlerden biridir. Hücre sağlığını destekleyen bu doğal antioksidan, kaliteli bir zeytinyağının neden vazgeçilmez olduğunu bilimsel olarak da açıklamaktadır.
Doğru üretilmiş, natürel sızma bir zeytinyağı tercih ederek zeytinin bu sessiz ama güçlü kahramanından günlük yaşamınızda faydalanabilirsiniz.
İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılarımız